Koşu bir yarış değil, bir randevudur
Martılı Kordon Yarı Maratonu’na kayıt olanlara bir koşu meraklısının notları. Derece önemli olabilir ama asıl önemli olan, her sabah kendinizle buluşmak.
Bu köşe yazısı demo içeriktir; yazar uydurmadır ve yazı bir görüşü temsil etmez.
Martılı Kordon Yarı Maratonu’na kayıtlar açıldı ve tahmin ediyorum ki bu yazıyı okuyanlardan bazıları ‘bu yıl ben de koşsam mı?’ diye düşünüyor. Cevabım net: Koşun. Ama önce birkaç şeyi konuşalım.
Koşmaya başlayan herkesin ilk hatası, ilk haftadan derece peşine düşmektir. Saatine bakar, dünkü süresini geçmek ister, bacakları ağrır, üçüncü hafta bırakır. Oysa koşu bir yarış değil, bir randevudur. Kendinizle, sabahla, yolla bir randevu.
Ben koşuya kırk yaşında başladım. İlk ay beş dakika koşup beş dakika yürüyordum. Kimse beni izlemiyordu ama ben her sabah o yürüyüş ve koşu karışımını tamamladığımda kendimle gurur duyuyordum. Bugün yarı maratonları bitirebiliyorsam, o ilk ayın sabrı sayesinde.
Organizasyon komitesinin Çınaraltı Parkı’ndaki ücretsiz antrenman gruplarını mutlaka değerlendirin. Bir grupla koşmak hem motivasyon sağlar hem de doğru tempoyu öğrenmenize yardımcı olur. Bir de iyi bir ayakkabı… Koşunun neredeyse tek zorunlu ekipmanı.
Kasımın son pazarı Kordon Meydanı’nda başlangıç çizgisinde buluşalım. Derecenizi değil, oraya kadar nasıl geldiğinizi konuşacağız.