DEMOBu site Briefikir tarafından geliştirilmiş bir tanıtım demosudur. Haber portalı yazılımı için bize ulaşın →
5 Ekim 2026, PazartesiAkçakıyı 18° · parçalı bulutlu (örnek veri)
SON DAKİKA
Kent genelinde şarj noktası sayısı 64’e yükseldi; 12 yeni ünite devredeKıyı Ligi’nde lider Martılıspor farkı 3 puana çıkardı; 7. haftada zirve maçı cumartesiDeğirmenaltı’ndaki eski un fabrikası sanat atölyesi oldu; ilk sergi cuma akşamı açılıyorLumera Açık Satranç Turnuvası’nda son tur başladı; zirvede üç oyuncu eşit puandaBelediye binalarına güneş paneli kurulumu başladı; ilk çatı Yelkenli KütüphanesiYeni tramvay hattında ilk yolcu seferi yarın 06.30’da; ilk hafta kent kartıyla ücretsizKlasik Müzik Günleri bu akşam 20.00’de piyano resitaliyle açılıyorKordon–Kumburnu deniz otobüsü seferleri bugünden itibaren saat başı yapılacakÖrnek tahmin: Akçakıyı’da hava parçalı bulutlu, en yüksek sıcaklık 21 dereceLumera’daki halk gözlemevinde karanlık gökyüzü gecesine 2 bini aşkın kişi katıldı
Tümü →
Nehir KayalıKöşe yazarı · Kent ve yaşam

Mahallenin hafızası semt pazarında saklıdır

Kumburnu Pazarı’nın yeni çatısı altında dolaşırken anladım: Pazar, bir mahallenin kendini her hafta yeniden hatırladığı yer. Tezgâhlar değişir, sesler kalır.

1 Ekim 2026 · 2 dk okuma

Bu köşe yazısı demo içeriktir; yazar uydurmadır ve yazı bir görüşü temsil etmez.

Kumburnu Pazarı yenilendi. Artık üzerinde ışık geçiren bir çatı var, tezgâhlar daha geniş, yürüyüş yolları daha düzgün. Yine de ilk cumartesi pazara girdiğimde beni karşılayan şey yeni çatı değil, yıllardır duyduğum o tanıdık seslerdi.

Domatesçinin ‘tadına bak abla’ diye uzattığı dilim, peynirci teyzenin her müşteriye sorduğu ‘annen nasıl’ sorusu, fırından yeni gelen pidenin kokusu… Bunların hiçbiri bir yenileme projesinin parçası değil, ama pazarı pazar yapan da tam olarak bunlar.

Semt pazarları bir mahallenin ortak hafızasıdır. Kimin evlendiği, kimin torun sahibi olduğu, hangi evin satıldığı önce pazarda duyulur. Bir tezgâh boş kaldığında herkes fark eder ve sorar. Bu, hiçbir sosyal ağın tam olarak veremediği bir bağ.

Yeni pazarda yerel üreticilere ayrılan bölümü özellikle sevdim. Taşbayır’dan gelen bal satıcısıyla arıların bu yıl ne kadar çalıştığını konuştuk. Bana kovanlarının fotoğraflarını gösterdi. Balı aldım ama asıl aldığım, o sohbet oldu.

Kentler büyüdükçe alışveriş kolaylaşıyor, hızlanıyor. Buna itirazım yok. Ama haftada bir gün, elimde fileyle tezgâhların arasında yavaş yavaş dolaşmanın yerini tutacak bir şey bulamadım henüz. Bulacağımı da sanmıyorum.

Köşe yazılarındaki görüşler yazarına aittir. Cevap ve düzeltme