Mahallenin hafızası semt pazarında saklıdır
Kumburnu Pazarı’nın yeni çatısı altında dolaşırken anladım: Pazar, bir mahallenin kendini her hafta yeniden hatırladığı yer. Tezgâhlar değişir, sesler kalır.
Bu köşe yazısı demo içeriktir; yazar uydurmadır ve yazı bir görüşü temsil etmez.
Kumburnu Pazarı yenilendi. Artık üzerinde ışık geçiren bir çatı var, tezgâhlar daha geniş, yürüyüş yolları daha düzgün. Yine de ilk cumartesi pazara girdiğimde beni karşılayan şey yeni çatı değil, yıllardır duyduğum o tanıdık seslerdi.
Domatesçinin ‘tadına bak abla’ diye uzattığı dilim, peynirci teyzenin her müşteriye sorduğu ‘annen nasıl’ sorusu, fırından yeni gelen pidenin kokusu… Bunların hiçbiri bir yenileme projesinin parçası değil, ama pazarı pazar yapan da tam olarak bunlar.
Semt pazarları bir mahallenin ortak hafızasıdır. Kimin evlendiği, kimin torun sahibi olduğu, hangi evin satıldığı önce pazarda duyulur. Bir tezgâh boş kaldığında herkes fark eder ve sorar. Bu, hiçbir sosyal ağın tam olarak veremediği bir bağ.
Yeni pazarda yerel üreticilere ayrılan bölümü özellikle sevdim. Taşbayır’dan gelen bal satıcısıyla arıların bu yıl ne kadar çalıştığını konuştuk. Bana kovanlarının fotoğraflarını gösterdi. Balı aldım ama asıl aldığım, o sohbet oldu.
Kentler büyüdükçe alışveriş kolaylaşıyor, hızlanıyor. Buna itirazım yok. Ama haftada bir gün, elimde fileyle tezgâhların arasında yavaş yavaş dolaşmanın yerini tutacak bir şey bulamadım henüz. Bulacağımı da sanmıyorum.