DEMOBu site Briefikir tarafından geliştirilmiş bir tanıtım demosudur. Haber portalı yazılımı için bize ulaşın →
5 Ekim 2026, PazartesiAkçakıyı 18° · parçalı bulutlu (örnek veri)
SON DAKİKA
Kent genelinde şarj noktası sayısı 64’e yükseldi; 12 yeni ünite devredeKıyı Ligi’nde lider Martılıspor farkı 3 puana çıkardı; 7. haftada zirve maçı cumartesiDeğirmenaltı’ndaki eski un fabrikası sanat atölyesi oldu; ilk sergi cuma akşamı açılıyorLumera Açık Satranç Turnuvası’nda son tur başladı; zirvede üç oyuncu eşit puandaBelediye binalarına güneş paneli kurulumu başladı; ilk çatı Yelkenli KütüphanesiYeni tramvay hattında ilk yolcu seferi yarın 06.30’da; ilk hafta kent kartıyla ücretsizKlasik Müzik Günleri bu akşam 20.00’de piyano resitaliyle açılıyorKordon–Kumburnu deniz otobüsü seferleri bugünden itibaren saat başı yapılacakÖrnek tahmin: Akçakıyı’da hava parçalı bulutlu, en yüksek sıcaklık 21 dereceLumera’daki halk gözlemevinde karanlık gökyüzü gecesine 2 bini aşkın kişi katıldı
Tümü →
Ayşe GülseverKöşe yazarı · Kültür-Sanat

Un fabrikasından sanat atölyesine: Bir yapının ikinci hayatı

Değirmenaltı’ndaki eski fabrikanın kapısından girdiğimde duvarlarda hâlâ un tozunun izlerini gördüm. Yeniden işlevlendirme, bir binayı korumanın en canlı yolu.

4 Ekim 2026 · 2 dk okuma

Bu köşe yazısı demo içeriktir; yazar uydurmadır ve yazı bir görüşü temsil etmez.

Değirmenaltı’ndaki eski un fabrikasının sanat atölyesine dönüştürüldüğünü duyduğumda heyecanlandım. Açılıştan önce yapıyı gezme fırsatı bulduğumda ise heyecanım hayranlığa dönüştü.

Onarımı yapan ekip, yapının geçmişini silmek yerine görünür kılmayı seçmiş. Eski un silolarının metal ayakları yerinde bırakılmış, duvarlardaki un tozu izleri tamamen temizlenmemiş. Sergi salonunun tavanındaki ahşap kirişler, yetmiş yıllık yükün izlerini taşıyor.

Yeniden işlevlendirme, bence eski bir yapıyı korumanın en canlı yolu. Bir binayı müzeye dönüştürüp camın arkasına koymak yerine ona yeni bir hayat vermek… İçinde insanlar çalıştıkça, konuştukça, ürettikçe yapı da yaşamaya devam ediyor.

Açılış sergisi ‘Değirmenin Sesi’ de bu fikri taşıyor. Mahallenin yaşlı sakinlerinden derlenen hatıralar, fabrikada çalışmış işçilerin anlatıları ve bunlardan ilham alan resimler bir arada. Bir köşede eski bir işçinin sesli kaydı dinleniyor: ‘Sabahları un kokusu bütün mahalleyi sarardı.’

Kentimizde boş duran, unutulmaya yüz tutmuş başka yapılar da var. Değirmenaltı’ndaki bu deneyim, onlar için de bir yol haritası olabilir. Yeter ki geçmişi silmeden, geleceğe yer açmayı bilelim.

Köşe yazılarındaki görüşler yazarına aittir. Cevap ve düzeltme